Temmuz 2008 için Arşiv

Mobilyanın insan hayatındaki rolü

Perşembe, 03 Temmuz 2008

İnsan yaşamı çeşitli mekanlar içinde geçmektedir. Bu mekanlar yapılış amaçlarına uygun olmalı, kullanıcısına gerekli konfor düzeyini sağlamalıdır. Mekan içindeki ısı, ışık, ses, renk, koku gibi fiziksel etmenler ve donatı öğeleri, kişi gereksinim ve eylemlerine göre dengeli bir biçimde kurulmalıdır. Duvar, kolon, kapı, pencere gibi yapısal bileşenler kadar donatı, aksesuar gibi mekansal öğeler de mekan oluşturmada çok etkili rol oynar. Donatı renk ve dokusunun seçimi ile birlikte, bunların mekan içindeki yoğunluk ve organizasyonu, o mekanın yaşanabilirliğini, olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Mimar tarafından oluşturulan mekanın kullanışlı olabilmesi için tüm yapısal konforların yanı sıra donatı-mekan ilişkisi iyi kurulmalıdır. Mekanlar çoğunlukla kullanıcılar tarafından donatıldıklarından, o mekanın yaşanabilirliği bir anlamda kullanıcı kontrolundadır. Mekan ne kadar iyi düzenlenirse, o derecede kullanışlı olur.

Donatıların seçimi, yoğunluğu ve mekansal organizasyonu, mekan kullanışlılığını etkileyen önemli faktörler arasındadır. Mekanlar düzenlenirken, mekan içinde yeterli derecede ferahlık sağlanmalıdır. Odadaki eşya ne kadar düzenli olursa o kadar ferah algılanacaktır. Ferahlık ve büyüklük ayrı kavramlar olduğu ve boş bir odanın ferah olarak değerlendirilemeyeceği göz önüne alınmalı, ferahlığın ancak işlevin gerektirdiği eşya düzeni ile anlam kazanacağına dikkat edilmelidir.

Eşya düzeni kadar renk düzeni de ferahlık üzerinde etkilidir. Eşyaların hantal, yüksek ve koyu renkli olanlarına kıyasla, küçük boyutta, hafif görünüşlü, yere yakın ve açık renkli olanları, kapladıkları hacim ve ışık yansıtıcı özelliklerinden dolayı ferah görünmeye yardımcı olabilirler. Renklendirmede mekanın bütünlüğünü bozmamak gerekir. Donatıların birbirleriyle ve yapı elemanlarıyla olan uyumu da göz önüne alınmalıdır.

İnsanların yaşadığı toplumsal kesim, onların beğenilerini de belli ölçüde etkilemektedir. Özellikle donatı seçimi, tutum, ekonomik durum ve sosyal alışkanlıklara dayanan bir olaydır. Ekonomik yanı bir tarafa bırakılırsa, her insanın tutum ve davranışları kendine özgü bir değer taşımakta, kişiden kişiye farklılaşmakta ve beğeni gruplarını da etkilemektedir. İnsan zevkleri eğitim farklılıklarına ve kültür seviyelerine göre değişmekte, meslek grupları arasındaki farklılıklar bile donatı seçimine yansımaktadır. Rasgele gözlemler dahi, bir mimar ile bir tüccar ya da öğretmen evlerinin çok farklı biçimlerde döşenmiş olduğunu göstermektedir.

Mekanlar ve donanım, yaşayanların düşüncelerini, duygularını, görüşlerini yansıtır ve yaşamlarını biçimlendirir. Kişi yaşadığı mekanı kendi zevkine göre donatır, dolayısıyla kendi kişiliğini donatı seçimine yansıtır.

Mekanın görsel algılanması üç algılama türünün bütünleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bunlar:

  • Işık algılaması,
  • Mekansal organizasyon algılaması,
  • Renk algılaması.

Yapılar, mimar tarafından tasarlanırken mekan algılamasına etki eden tüm bu etmenler göz önünde bulundurulmalıdır. Yapı elemanları ile birlikte sabit ve hareketli donatılar da düşünülmeli, mekan organizasyonundan renk ve dokusuna kadar her şey belirtilmelidir. Mekan oluşturulurken, kullanıcının zevkine göre belirli bir esneklik vardır. Çeşitli bölücüler, duvar, perde, dolap ve diğer donatılar buna olanak sağlayabilir. Sürekli bir koşuşturma ve monotonluğun söz konusu olduğu günümüz yaşantısında, konut içinde monotonluk esnek donatılarla bozulabilmekte ve bu donatılar çok amaçlı kullanılabilmektedir. Bir fiziksel konumun kolay ve çabuk değiştirilebilmesi, devingen donatı, kolay değişen duvarlar, perdeler vb. gibi nesnelerle tasarlanması, kişilere kolaylık sağlar.

Donatıların mekana yerleştirilmesi, birbirleriyle olan ilişkisi, renk, doku, biçim vb. unsurlar mekanın değişik şekillerde algılanmasına neden olur. Mekanlar insanlar için oluşturulduğuna göre bir anlamda huzur ve refah ortamı olmak durumundadırlar. İçinde yaşanılan mekanlar insana mutluluk verebilmeli, rahatlık ve güzellik ön planda olmalıdır.

Geleneksel Türk evlerinde dış mekana olduğu kadar iç mekana da önem verilmiştir. “Oda” konut içinde geçebilecek her türlü eylemi barındırabilecek niteliktedir. Donatıların portatif olması, mekanın çok amaçlı kullanılabilmesine olanak sağlamaktadır. Aynı mekanda oturma, yatma, yemek yeme ve temizlik eylemleri gerçekleştirilebilmektedir. Kısaca, Türk evinde oda kavramı birçok işlevle yüklü olup, sabit ve hareketli donatılar bu işlevleri yerine getirebilecek şekilde seçilmiş ve kullanılmıştır.

Günümüz konutlarında mekanlar, içinde geçecek eylemlere göre bölünmüştür. Bir yemek odasında sadece yemek yeme eylemi gerçekleştirilmekte, dolayısıyla mekanlar o eylemlere olanak sağlayacak şekilde döşenmektedir. Örneğin, bir dinlenme mekanında donatıların rahat oturulabilir ve gerektiğinde uzanmaya elverişli olması gerekmektedir. Oturma düzleminin zemin etkisinden korunacak ve diz bükümünü karşılayacak kadar yükseltilmesi, omurgaya gelen baş ve kol yüklerinin başka yerlere aktarılması, dinlenmek için şarttır. Düz bir zemine oturmak dinlenme konforu açısından yetersizdir. Oturulan düzlemin kan dolaşımını kolaylaştıracak bir yumuşaklıkta olması, omurgadaki basıncı azaltmak için sırtın bir yere dayanması kol ağırlıklarının kolçak, yastık gibi bir elemana aktarılması gerekmektedir. Bunu karşılayacak elemanlar bağdaş kurulan sedirden başlayarak günümüz teknolojisinde yaratılan çok çeşitli kanepelere kadar gelmiştir.

Bir mekanın çok pahalı, abartılı ve gösterişli donatılara sahip olması, o mekanın estetik değerini etkilememekte, güzel olmasını sağlamamakta, aksine çirkin olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır. Örgütlenme de mekanın estetik değerini yükselten bir boyut olarak görülmeyip, çok ferah, kullanışlı, geniş, düzenli, kısaca iyi örgütlenmiş mekanlar çirkin, sıradan, sevimsiz ya da boş olarak algılanabilmektedir. Ferahlık veya genişlik, mekan içinde bir güzellik ölçütü değildir. Ferah mekan, yerine göre güzel olabilmekle birlikte, her zaman güzel olarak algılanmayabilir.

Aynı alandaki farklı biçimde döşenmiş yaşama mekanlarının güzel ya da çirkin olarak değerlendirilmesi, mekandaki donatıların seçimi ile doğrudan ilgilidir. Diğer faktörlerle birlikte, donatının stil, biçim, renk, doku ve malzemesi, o mekanın genel efekti üzerinde çok etkili görülmektedir. Donatıda güzellik ön planda tutulmalı, dolayısıyla donatılar çok iyi bir biçimde ve bilinçli olarak seçilmelidir.

Mobilya Nedir?

Perşembe, 03 Temmuz 2008

Mobilyanın Tanımı: Anlam olarak mobilya veya mobilye (Italyanca mobilia; Fransızca mobilier), oturulan yerlerin süslenmesine ve türlü amaçlarla donatılmasına yarayan eşyadır.

Bu tanımlamadan da anlaşılacağı gibi, mobilya, işlevsel değeri ile mekanın kullanışlığını etkileyen, estetik değeri ile de mekanın güzel ya da çirkin görünmesini, yaşadığımız veya çalıştığımız mekanların sıcak, sevimli ve renkli bir ortam haline gelmesini sağlayan, kısaca sanat ve tekniği birleştiren bir üründür.

Mobilya denilince ilk akla gelen ahşap mobilyadır. Özellikle, masa, dolap, karyola, komedin, kitaplık gibi konut donatılarında, çeşitli büro donatılarında, okul sıra ve masalarında çoğunlukla ahşap malzeme kullanılmaktadır. Günümüzde mobilya yapımında çelik, alüminyum, cam ve plastik gibi diğer malzemeler kullanılmaya başlanmış ise de halen ahşap malzeme bu konuda popülaritesini sürdürmektedir.

Kolayca işlenebilmesi, birbirlerine kolayca birleştirilebilmesi, direncinin yüksek oluşu, eskidiğinde kolayca değiştirilebilmesi, boyanabilmesi gibi özellikler, ağaç malzemenin mobilya yapımında daha fazla tercih edilmesinin ana nedenleridir.

Mobilya, piyasada “kahverengi eşya” olarak anılmakta olup, tüketici talebi sınıflandırmasında “dayanıklı tüketim malları” kategorisine girmektedir.

Kumaş kaplama mobilyalarda dikkat edilmesi gerekenler

Perşembe, 03 Temmuz 2008

Kumaş kaplı mobilya satın alırken dikkat etmeniz gereken noktalar şunlardır:

  1. Oturumu rahat, arkalığı çıkıntısız ve düzgün olmalı,
  2. İskeleti kuvvetli olmalı, gıcırdamamalı ve sallanmamalı,
  3. İskelet ve köşeler kumaş ile iyi bir biçimde kaplanmış olmalı,
  4. Köşeler iyi birleştirilmiş ve iyi yapıştırılmış olmalı,
  5. Dikişler ve biyeler düzgün olmalı,
  6. Desenler ortalanmış olmalı, çizgiler ve dikişler uyumlu olmalı,
  7. Minderler esnek olmalı ve koltuk ile tam uyumlu olmalı,
  8. Kanepe ve koltuk üzerindeki düğmeler sağlam bir şekilde dikilmiş olmalı,
  9. Sürekli kullanılacak döşemeler sağlam ve sık dokunmuş olmalı,
  10. Temizlemek üzere çıkarılabilecek parçalar yırtılmayacak bir malzemeden yapılmış olmalı,
  11. Her pozisyon için oturma dengesi iyi ayarlanmış olmalı.

 

Ahşap mobilya alırken dikkat edilmesi gerekenler

Perşembe, 03 Temmuz 2008

Ahşap Mobilyaları satın alırken dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

  1. Dolap kapakları iyi kapanmalı,
  2. Çekmeceler kolay sürülebilmeli,
  3. Çekmece içleri temiz olmalı (kıymık, budak vs. bulunmamalı),
  4. Uzun raflarda orta destek olmalı,
  5. Sürgülü kapılar ve dolaplar gıcırdamamalı, kolayca sürülebilir olmalı,
  6. Uzun kapılar sağlam menteşeler ile iyice desteklenmeli,
  7. Mobilyanın kostrüksiyonu sağlam ve güvenli olmalı,
  8. İç yüzey köşeleri pürüzlü olmamalı,
  9. İç aydınlatma kolaylıkla yapılabilmeli,
  10. Masa ayakları yere tam basmalı ve birbirleriyle tam uyumlu ve dengeli olmalı.

Mobilya alma sanatı

Perşembe, 03 Temmuz 2008

Mobilyaların insan hayatı ve insan sağlığındaki önemi ve rolü çok büyüktür. Bedenen ve zihnen dinlenmeye ihtiyacı olan insanın aradığı rahatlık ve huzur; Kullanışlı, şık, rahat ve iyi tasarlanmış bir mobilya ile elde edilebilir.

Kalitesi ve tasarımı kötü bir mobilya, neden olduğu sırt, adale, bel ve ayak ağrıları gibi zararların yanısıra psikolojik olarak da insanı rahatsız ve huzursuz eder. Bu tür mobilyalar zaten çabuk bozulur, eskir ve kısa bir zaman sonra da onarılması ve yenilenmesi zorunlu hale gelir. Bu sebeple mobilya seçiminin çok iyi yapılması gerekir.

Mobilyacılık bir sanattır ama mobilya almak da sanattır. Mobilya satın almadan önce aile bütçesi de ön planda tutularak mobilyanın kullanılma amacı, dekorasyondaki yeri ve önemi dikkate alınıp, ihtiyaç tespit edilmelidir. Bu durumda yalnız yeni alınacak olan değil, varsa eski eşyaları da dikkate almak ve düşünmek gerekir. Mobilya seçiminde ihtiyaçlar, ekonomik durum ve zevk çok önemlidir. Diğer taraftan ise kullanışlılık, sağlamlık, uzun ömürlülük ve ürün garantisi gibi hususlar da önemle göz önünde tutulmalıdır.

Antropometri ve Mobilya Tasarımı

Perşembe, 03 Temmuz 2008

Mobilya tasarımında Antropometri’nin önemi:

İnsanlar, sosyal, kültürel, ekonomik, psikolojik gereksinme ve isteklerini karşılarken, bu konularla ilgili aktiviteleri gerçekleştirirken bir takım araç-gereç-makine ve materyalleri kullanır, donatım ve döşeme elemanlarından yararlanır. Bu yararlanmanın en uygun ve maksimum düzeyde olabilmesi, kullanılan araç gerecin, aktivite mekanının, mobilyanın insanın statik beden ölçülerine uygunluğu ile doğru orantılıdır.

Aktivite mekanlarının ve mobilyaların tasarımı ve düzenlenmesinde insan ölçüleri göz önüne alınmalıdır. İnsan, yeni baştan tasarlanamayacağına göre insan ölçülerine uygun mekan ve donatı elemanlarının tasarlanması söz konusu olmalıdır ki işte burada “antropometri” denilen, kaynağı “insan” olan bilim dalı devreye girmektedir.
İnsan ile onun kullanacak olduğu araç-gereç ve mekanın optimum etkileşimi söz konusu olmalıdır. Ancak bu sayede rasyonel, fonksiyonel ve sağlıklı kullanım dolayısıyla yapılan işten verim elde etmek mümkün olacaktır.
Çok kabaca insan ölçüsü yada insanın vücut ölçülerinin saptanması ve kullanılması bilimi olarak tarif edebileceğimiz antropometri, diğer bir tanıma göre; Bireyler ve gruplar vs. arasındaki farkları saptamak üzere insan bedeninin ölçümü ile uğraşan bir bilimdir.
İnsana uygun makine, araç, mobilya vs. dolayısıyla insanın kullanacak olduğu her türlü donanımın tasarımında, bu tasarımı yapabilmek için her şeyden önce insan vücudunun antropometrik değerlerine ihtiyaç vardır. Bu ölçüler bilinmeden insan ile onun kullanacak olduğu donanımın optimum etkileşimi söz konusu olamaz.
Çünkü o donatı elemanı ya da mobilya, teknik yönden ne kadar mükemmel olursa olsun, onu kullanacak olan insanın ölçülerine ve biyomekanik özelliklerine hitap etmiyorsa, buna uygun tasarım ve yapılmamışsa, etkin kullanım sağlanamaz.
Antropometri, aktivite alanlarının düzenlenmesinde, insana ait ölçüler ile aktivite alanı ve o alandaki her çeşit donatı elemanlarına ait ölçüleri, ortak bir fonksiyon içinde birlikte değerlendirir. Bu nedenle, aktivite alanından yararlanacak olan kişilerin bu aktiviteleri zorlanmadan yapabilecekleri, vücut organlarını (el, göz, kol, ayak vs.) koordinasyonunu istenilen sıklıkta sağlayabileceği düzenin sağlanabilmesi, tasarımda antropometrik ölçüleri göz önünde bulundurmakla olasıdır.
İnsanların ölçüleri, birbirlerine kıyasla çok farklı olduğundan aktivite alanlarının ve araçlarının şekillendirilmesinde genellikle ortalama değerler alınmalıdır. Yapılacak aktiviteye, kullanıma göre daha çok insanların diz, kalça, dirsek ve göz yükseklikleri, el ve ayak uzama ve açılma sahaları göz önüne alınmalıdır.
İnsanların aktivitelerinde özellikle eller en etken faktördür. Dolayısıyla el ile ilgili olan; saplar, kulplar, tutamaklar, kavrama elementlerinin büyüklüğü, form ve yüzeyler, yapısı itibarıyla insan eline en uygun tarzda yapılmış olmalıdır .
Bunların yanı sıra oturma birimlerinin yüksekliği, arkalığı, insan ölçü ve formlarına uygun olmalı, özellikle çocuk oyun alanlarında örneğin çöp kutuları, çocukların da ulaşabileceği ölçülerde olmalıdır.
Kişisel emniyet açısından da düşünüldüğünde yapılan aktivitede, ortaya çıkması muhtemel kazaların minimize edilmesi gereklidir. Bunu başarmada önemli etkenlerden birisi de; uygulamada antropometrik ölçülerin kullanılmasıdır. Örneğin belirli yaş grubuna göre çocuk oyun alanı düzenlemelerinde, bu yaştaki çocukların anatomik özellikleri göz önünde bulundurulmadan yapılan merdiven, çocuk oyun aleti vb. gibi düzenlemeler, kazalara, dolayısıyla sağlık açısından ele alındığında can güvenliğinin tehlikeye girmesine yol açacaktır.
Aynı şekilde çocuk oyun alanlarında onların boylarına uygun ölçülerde yerleştirilmeyen çöp kutuları, hijyen ve estetik olmayan bir çevreye davetiye çıkaracaktır. Yine bunun gibi boy ölçüsüne uymayan bir oturma birimi, pikniğe gidildiğinde oturulan yerden ulaşmakta zorluk çekilen bir masa daha bunun gibi örneği arttırılabilecek bir çok işlev, insanları hem fiziksel hem psikolojik hem de sağlık yönünden etkileyecektir.
Çoğu kişinin pek de fazla önemsemediği oturma pozisyonundaki duruş ve masayla olan mesafe de sağlık açısından incelendiğinde; arkalığa dayanarak dik oturmak yerine vücut ekseninden yaklaşık 80º lik bir sapma yapıp gövde ile baldırlar arasında 40º lik bir açı oluşacak şekilde gerçekleştirilen oturma biçimi, iç organların dolaşım, solunum sistemlerinin çalışmasını engelleyecektir.
Antropometri boyutları iki kısımda incelenebilir; statik (durağan), dinamik (devingen) boyutlar.
Statik antropometrik veriler, hareketliliğin minimum düzeyde kaldığı koşullarda (örneğin sandalyede hareketsiz oturmak) verimli olabilir. Dinamik antropometride ise hareket söz konusudur.
Aktivitenin yapılış biçimi; toplumların yada toplumun farklı kesimlerinin, ekonomik, sosyal, kültürel vb. özelliklerinin yansıdığı yaşam biçimlerine göre değişir.
Antropometrik ölçüler; insan vücudu üzerinde çok değişik sayıda antropometrik ölçüm almak mümkün olmakla birlikte bu ölçümlerin tümünü her alanda kullanmak gerekmemektedir.
İnsan ölçüsü; topluluklar ve ırklar arası farklılıklara, bölgeler arası farklılıklara, beslenme düzenine, meslek ve kültür programlarına, yaş farklılıklarına, cinsiyet farlılıklarına göre değişim göstermektedir .

İnsanların anatomik özellikleri açısından mobilya tasarımında önem taşıyan bazı antropometrik veriler ;
- Ayakta olan iki insan için gerekli genişlik  : 111-112 cm
- Tek kişilik bisiklet yolu için gerekli genişlik  : 112-152 cm
- Bisiklet kullanan iki insan için gerekli genişlik  : 213-243 cm
- Farklı aktivitelerin gerçekleştirildiği alanları ayırmak için yapılabilecek bitki zonu : 75-80 cm.
- Tek kişilik çıkış yada inişlerde merdiven genişliği : 76 cm
- Çift kişilik çıkış yada inişlerde merdiven genişliği : 127 cm
- Yürüyen dört insan için gerekli genişlik : 223-243 cm
-Trabzan ile üst merdiven arasındaki yükseklik farkı min 203cm, tercih edilen 214 cm
- Yerden trabzan yüksekliği : 91.5-106.5 cm
- Bir baskıç genişliği : 30-35 cm
- Bir rıht yüksekliği : 15-18 cm
- Merdivenin eğim açısı : 30-35º
- Bir baskıcın eğim açısı : 28.5º
- Bir basamaktan trabzan arası yükseklik : 84 cm
-Park bahçelerde Alçak aydınlatma el.max. yük. 100 cm
-Yüksek aydınlatma el. max. yük. 240 cm
-Bank oturma yeri yüksekliği 42-45 cm
-Bank oturma yeri genişliği 48-50 cm
-Bank dayanma yeri yerden yüksekliği 75-90 cm
 
Sonuç :
İnsan, biyolojik bir varlık olarak belli anatomik yapı özelliklerine ve antropometrik ölçülere sahiptir. Yapılacak olan işe, gerçekleştirilecek olan aktiviteye, o alandan beklenen fonksiyonel özelliklere göre antropometrik ölçülerin uzunluğu farklıdır.
Ayrıca bu değerler, ülkeler arasında, hatta aynı ülke içinde bölgeden bölgeye bile büyük farklılıklar gösterebilir.
Bu nedenle, ülkemizde öncelikle ciddi bir çalışma yapılmak kaydıyla türle insanın boyutsal özellikleri ve ölçüleri saptanmalı, kullanıcıların farklı bölgesel, sosyo-ekonomik, kültürel ihtiyaç ve istekleri, gerçekleştirmek istedikleri aktiviteler ile ilgili gereksinimleri, kaynağı insan olan (peyzaj mimarlığı, ergonomi, mimarlık gibi) bilim dallarıyla koordineli bir çalışma yapılması kaydıyla tespit edilmelidir.
Kısmen de olsa farklılıkların ortadan kalkması, kullanıcı ile kullanılanın arasında uyum sağlanması ve sistemin kullanılabilirliğinin arttırılması için sistemi oluşturan elemanların, değişik ölçülere ayarlanabilir olmasının sağlanması önerilebilir.
Örneğin mobilya tasarımında; Oturma elemanı yüksekliği, arkalığı, kol ve ayak dayama, elle tutma elemanları vb. gibi. Bunun yanısıra kullanılan araç gereç yada donatı malzemelerinin tamir ve bakım ile ilgili birimlerine kolay ulaşılabilir olması gerekmektedir.
Henüz ülkemizde uygun aktivite alanlarının antropometrik ölçülerde oluşturulmasına yeterince önem verilmemektedir. Oysa ki insanları gerek fiziksel gerekse sağlık açısından rahatsız etmeyen, sosyal kültürel, ekonomik, psikolojik açılardan verimin yüksek olmasını sağlayan, kazaların minimize edildiği uygun kullanma yolu; uygun antropometrik ölçülerin kullanımından geçmektedir.
Alıntı ve yazarlar: Yrd.Doç.Dr.Bahriye Gülgün - Doç.Dr.Bahar Türkyılmaz

Mobilya seçerken dikkat edilmesi gerekenler

Perşembe, 03 Temmuz 2008

Mobilya seçiminde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar nelerdir?

Evimiz veya iş yerimiz için ihtiyacımız olan bir mobilya her yönden rahat, kullanışlı, uzun ömürlü olmalı ve dolayısiyle ödediğimiz fiyatı karşılamalıdır. Bu nedenlerden dolayı satın alacağınız herhangi bir koltuk, kanepe, sandalye hakkında yeterli bilgi sahibi olunmalıdır. Bu bilgi ancak bolca mobilya mağazası gezilerek elde edilebilir. Görünüşü güzel olan bir mobilya rahat olmayabilir ya da fiyatı uygun olmayabilir.

Diğer yandan; Dayanıklı, rahat ve ucuz fiyatlı bir mobilyanın da görünüşü güzel olmayabilir. Mobilyanın yalnızca dış görünüşüne bakmak yeterli değildir. Bu sebeple kullanılma mobilya seçerken şekli ve yeri kontrol iyice düşünülmelidir.

Seçim yaparken fiyat, rahatlık, çok amaçlı kullanılabilme, kapladığı alan, dayanma süresi, bakım masrafları da gözönünde bulundurulmalıdır. Ayrıca varsa mobilya kullanma kılavuzları istenmeli, kullanma kılavuzları yoksa, derinlemesine bir incelemeden sonra mobilya hakkındaki bilgiler mobilya satıcısından öğrenilmelidir.

Öte yandan mobilya seçerken dikkat edilmesi gereken bir diğer hususlardan mobilyaların yapımında kullanılan ağacın cinsi, birleşme yerlerinin sağlam olması, cilasının düzgün olması da mobilya hakkında karar vermede önemli etmenlerdendir.  Satın alınması düşünülen mobilyadaki döşemelik malzemenin kolay yanmayan, terletmeyen ve kolay temizlenebilen özellikte olması da tercih nedenidir. Alınan mobilyanın eve veya işyerine teslim masraflarının fiyata dahil olup olmadığı satın almadan önce öğrenilmesi dikkat edilmesi gereken bir diğer husustur.

Mobilya seçerken tüm bu önerileri dikkate alarak, ihtiyaç ve bütçenize en uygun olanları seçmeniz gerekir.